4 Aralık 2008 Perşembe

şibumi.

hayatımın akışını ve buna bağlı olarak geleceğimi derinden etkileyecek kararlar almaya bu kadar yakın olduğumu hisssederken,hiçbir şeyin benim seçtiğim gibi olmayacağı ve benim hesapladığım gibi gelişmeyeceği gerçeği,bir kadının ürkekliğini taşıyan yüreğimi nasıl derinden tiretiyor tarif etmem imkansız.kaç kişi girip bu sayfayı okuyor,yazdıklarımı ve beni umursuyor bilmiyorum.bu sizi kıracak olsa da,siz burayı okuyanlardansınız bile ben sizi umursamıyorum.tek umursadığım beni umursamaya devam etmeniz.


04 Aralık 2008


03.28

türkçe sözlü hafif felsefi muhabbetler kuşağı.

Donnie Darko'nun ve V For Vendetta'nın ardından dostlarımla yaptığım muhabbetleri hatırlıyorum.Zamanda yolculuk,şizofreni,düşüncenin gücü,kader,özgürlük kavramı,terör,manipülasyon,gelecek...tüm bunlar tartışmalarımıza konu olmuştu vaktiyle.


Kitaplardan konuşurduk.Fedailerin Kalesi : Alamut,Atlas Silkindi...İnanç sistemlerinden,ekonomik sistemlere, yaşam tarzımıza etki eden pek çok şeyi sorguluyorduk ve tabi kendi hayatlarımızı.


O günden bu güne birkaç "budur" dediğim film oldu izlediğim.Waking Life,Zeitgeist vesair...Birkaç da kitap.Tolstoy-İtiraflarım,Paulo Coelho-Beşinci Dağ...Konular aşağı yukarı aynıydı.Rüya,zaman,inanç sistemleri,siyaset...Hiçbirinin üzerine konuşmadık.Çünkü aradan epey vakit geçmiş,eski dostlarım yeni hayatlarına devam ederken ben de başka dostlar edinmiştim ve pek de ilgi alanları değildi saydığım konu başlıkları.


Neler üzerine konuştuk peki,vaktimizi,ruhumuzu,aklımızı kısacısı ömrümüzü ne ile çürütüyorduk?


Düşünmeliyim...


29 Kasım 2008


05.27

yeryüzünden doğan zehir

her türlü uyarıcı ve uyuşturucu üzerine..


bu söylediğim belki sadece ilk etapta geçerli ama kesinlikle gerçek olan bu.seni işe yaramaz kılmıyor,sana işe yaramaz olduğunu bir süreliğine unutturuyorlar.sen de onlarsız olduğun zamanlarda aslında işe yarar birisi olduğunu düşünüyorsun.durumunun geçici olduğuna inanıyorsun.ama işin aslı bir tam zamanlı "hiç" olduğun.


27 Kasım 2008


01.45

maziden.

Şiir hakkında düşündüklerim ve hissettiklerim hakkında daha sonra belki ayrıntılı bir şeyler anlatırım ama şimdilik bir kitabın arasında tesadüfen rastladığım ilk ciddi şiir yazma denememin ürününü paylaşmak istiyorum...



"Küfrederken akışkan kıvamına zamanın,

Yapışkan bir hüzünün içinde olduğumu fark edemedim,

Kaçarken suçluluktan karanlıklara,

Güneşi kaybettim,

Söyleyemedim."



şiiri yazdığım tarihi koymak daha uygun olacak...


09.Nisan.2007

imtihanım.

Basit olanın güzelliğine inanmak istiyorum.Belirsizlik ve karmaşa arasındaki farkları yeterince analiz edemediğimden olsa gerek içinde olduğumun hangisi olduğu konusunda kesin bir karar veremiyorum.Sanırım karmaşadan garip biçimde hoşlanıyorum,fakat belirsizlik canımı sıkıyor.O halde huzursuz hissetmemin sebebi hayatımdaki karmaşa değil belirsizlik.Zaten hayatımda bir karmaşa yaratmaya yetecek kadar fazla eleman yok.


Bir üstteki paragrafta aynı kelimeleri sıklıkla tekrar etmiş olmam ne kelime haznemin boyutuyla ilgili ne de edebiyat konusundaki yeteneğimin seviyesiyle.Söylediğim gibi basit olanın güzelliğine inanmak ve gayet tabi onu yaşamak istiyorum.Bu zamana kadar yazdığım her şeyde,puslu kelimeler kullanmaya dikkat ettim ki arkalarına olabildiğince fazla anlam saklayabileyim.Fakat daha sonra fark ettim ki anlatmak istediklerimin netliği daha önemli.Kompleks ve uzun cümleler kurmanın havalı olduğu fikri hala bana mantıklı gelse de sadeliğimi olabildiğince korumaya gayret edeceğim,en azından bu seferlik.Bu seferlik beni anlamanız için gayret göstermenizi sağlamanızı gerektirecek yöntemlere başvurup,gizemliliğimi,derinliğimi korumaya çalışmak yerine gizemli ve derin görünmeye çalışmadığımı mamafih içimdekini anlatmanın tek yönteminin bu görüntüye yol açtığını net bir şekilde anlamanızı sağlamaya çalışacağım.


Bir yerden başlamak gerekirse,sizden başlamak istiyorum.Aslında bizden başlamak istiyorum.Siz ve benden.İnsanlar...Hakkımızda yazacağım her şey bir miktar da olsa doğru olacaktır.Çünkü biz yazıyı bulanlarız.Çünkü biz kullandığımız tüm kelimelerin karşılıklarını ortaya koyanlarız.Onları sahneye koyanlarız ki kelimeler bu biçimde anlam kazanır,hepsi yaşanmıştır,yaşanacak olanları anlatmak üzere hazır beklerler.Ama kolaya kaçmayacağım aksine zor olanı yani dürüst olmayı deneyeceğim ve hakkımızda gerçekten ne düşündüğümü zihinleri fazla bulandırmadan anlatmaya çalışacağım.İnsanlar...Aklıma hakkımızda gelen ilk şey "hayal kırıklığı".Kendime yaşattığım ve bana hissettirdiğiniz en güçlü duygu hayal kırıklığı.


İçinizden çok azıyla bağ kurmayı başardım.Genelde kendine sorular soranlarla iyi anlaştım,sorulara verilecek yanıtları olanlar benimle iyi anlaşmak istediler.Müsade etmedim,yanıtsız kaldım,sebepsiz oldum. Sebepsizliğim amaçsızlığımın kaynağı oldu, boşluğa düştüm.Sonuçta manipüle edilmemin önüne geçmiş oldum fakat kendimi koca bir boşluğun içinde buldum ya da o koca boşluk benim içimdeydi,sonuçta değişmeyen bana verdiği acı...Doldurmayı denedim,evet.Aşk siparişi verdim,kitaplarla,filmlerle bize reklamını sıklıkla yaptığınız, o insanın hayatında hiç boşluk bırakmayan ilişkilerden bir tanesine de ben sahip olmak istedim.Üstelik iki kez denedim.İlkinde masumiyet,adanmışlık ve iyi niyet kavramlarının yeryüzündeki temsilcisine,hayatın diğer boyutunu,klasik deyişle madalyonun diğer yüzünü,tüm bu kavramlara bir damla suistimal döküp gösterdim.Aldattım,kullandım ve itiraf ettim.Buna rağmen anlayış ve saygı gördüğümde aradığımın bu olmadığını çok net anladım.İkincisinde mide bulantısının,insanın kalbinde ve beyninde,esasen ruhunda ve aklında, kalıcı değişikliklere sebep olabileceğini gördüm.Hakkında bir kelime dahi yazmayı israf olarak göreceği birisiyle ilişki yaşamak,insana gayet esaslı bir ders olabiliyor.Keşke nefretimin kaynağı olumsuz vasıflar,çok ağır hakaret kablinden sıfatlar olsaydı ama yazık ki beni bu kadar tiksindiren vasıfsızlığı ve sıfat sahibi olmak için kıçını yırtışıydı.İncindiğimi düşünmenizi istemem aksine bir sıfata sahip olmak adına egomu yükseltecek,gururumu okşayacak pek çok şeye imza attı.Sonuçta yine olmadı,ben ve boşluğum birbirimize acı vermeye devam ettiğimiz için anesteziye başvurmaya karar verdim.Zil zurna oldum,dumanaltı kaldım.Acı gitti,umutsuzluk geldi.Hüzün gitti,huzursuzluk geldi.Ayıldığımda hepsi başımda bekliyordu.İhtiyacım olan şey yine ortalarda yoktu.


Merak ettiyseniz,hala yok...


Hikaye devam edecek...


Başka bir arz-ı halimde görüşmek dileğiyle.


25 Kasım 2008

06.06